Gemi hasarlı değildi.
- The ship was not damaged.
Chris'in kalbi o kadar boş ve hasarlı hissetti ki o tamir edilemedi.
- Chris' heart felt so empty and damaged that it couldn't be repaired.
Çatı fırtınadan zarar görmüştü.
- The roof was damaged by the storm.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.
- I tried to repair his damaged prestige.
Kasırga küçük eve hasar verdi.
- The hurricane damaged the small house.
Belki ona yanlışlıkla hasar verdim.
- Maybe I accidentally damaged it.
Onlara zarar verildi.
- They've been damaged.
Bu skandal, şirketimizin kamuoyundaki imajına ciddi olarak zarar verdi.
- This scandal has severely damaged the public image of our company.
... So we can estimate some damaged areas through ...
... So when we can go, already the damaged are cleaned up, but we ...