Fare canlı mı yoksa ölü mü?
- Is the rat alive or dead?
Ben balığı canlı tutacağım.
- I will keep the fish alive.
Tom Mary'nin ölü mü ya da diri mi olduğunu bilmiyor.
- Tom doesn't know if Mary is dead or alive.
Yılan diri mi yoksa ölü mü?
- Is the snake alive or dead?
Babamın hâlâ sağ olduğunu düşünmeden edemiyorum.
- I can't help thinking my father is still alive.
Yılan sağ mı yoksa ölü mü?
- Is the snake alive or dead?
Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.
- If it weren't for her help, I would not be alive now.
Eğer o uçağa binmiş olsaydım,şimdi hayatta olmazdım.
- If I'd taken that plane, I wouldn't be alive now.
Yer yaratıcı genç insanlarla hayat doluydu.
- The place was alive with creative young people.
Bu sivrisinekler beni canlı canlı yiyorlar!
- These mosquitos are eating me alive!
Sivrisinekler seni canlı canlı yerler.
- The mosquitoes will eat you alive.
Hayatta olmak ne anlama geliyor?
- What does it mean to be alive?
Bakım hayatta olmak anlamına gelir.
- Caring means being alive.
Hayatta kalmak için ne heyecanlı bir zaman.
- What an exciting time to be alive.
Biz ne olduğunun farkındaydık.
- We were alive to what was going on.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.
- I was fully alive to the danger.
Yaşayan en uzun adam Carl'dır.
- Carl is the tallest man alive.
Filler bugün yaşayan en büyük kara hayvanlarıdır.
- Elephants are the largest land animals alive today.
to keep the fire alive; to keep the affections alive.
The Boyne, for a quarter of a mile, was alive with muskets and green boughs. -- Thomas Babington Macaulay.
Tremblingly alive to nature's laws. -- William Falconer.
Northumberland was the proudest man alive. --Edward Hyde Clarendon.
... These two, three things will keep television alive and ...
... platforms and services come alive. ...