Tom pastayı altı parçaya böldü.
- Tom cut the pie into six pieces.
Lütfen cevabı bu kâğıt parçasına yazınız.
- Please write the answer on this piece of paper.
O, keki altı parçaya kesti ve çocuklardan her birine bir tane verdi.
- She cut the cake into six pieces and gave one to each of the children.
Fikrimi destekleyecek birkaç tane kanıtım var.
- I have a couple of pieces of evidence to support my opinion.
Bir parça kek tattım ve o lezzetliydi.
- I tried a piece of cake and it was delicious.
O, kit'in çok akıllı bir parçasıdır.
- It's a very clever piece of kit.
O, seramik eser yaparak zengin oldu.
- She became rich by making ceramic pieces.
Bu sanat eseri gerçekten paha biçilmezdir.
- This piece of art was really priceless.
Her çocuğa üç adet şeker verdim.
- I gave each child three pieces of candy.
Her şey iyi giderse, ben günde 2-3 adet yapabilirim.
- If all goes well, I can make 2-3 pieces per day.
Sen gerçekten işin bir parçasısın.
- You really are a piece of work.
John sahtekâr satıcının işe yaramaz bir makine parçasını alırken onu kandırdığını iddia etti.
- John claimed that the dishonest salesman had tricked him into buying a useless piece of machinery.
Biraz bekleyin. Orada fazlasıyla siyah satranç taşı var.
- Hang on a minute. There's quite a few black chess pieces over there.
O dağa tırmanmak çok oyuncağıydı.
- Climbing that mountain was a piece of cake.
Onun yüzünü asla tekrar görmek istemiyorum bu yüzden onun bütün resimlerini yırttım ve onları yaktım.
- I never want to see his face again, so I tore all of his pictures into pieces and burned them.
The announcer is wearing a new piece.
Ugh, my new computer is such a piece. I'm taking it back to the store tomorrow.
I got a piece at lunchtime.
He's packin' a piece!.
She got a piece of the ball ... and it's going foul.
She played two beautiful pieces on the piano.
... piece we use to make biofuels, starches, for seed and other industrial uses; plastics. ...
... and here's a big piece of iron and clump, l rust it. ...