Her iki yol da seni istasyona götürecektir.
- Either way will lead you to the station.
O her iki eliyle yazabilir.
- He can write with either hand.
Ebeveynlerinden hiçbirine benzemez.
- He doesn't resemble either of his parents.
Çocuklardan hiçbirini görmedim.
- I didn't see either boy.
Bu benim değil. Benim de değil.
- This isn't mine. It's not mine either.
O, sporların düşkünü değildir, ben de değilim.
- He is not fond of sports, and I am not either.
İkisinden biri gitmeli.
- Either of the two must go.
Bunların ikisinden birine sahip olabilirsiniz, fakat ikisine birden değil.
- You can have either of these, but not both.
İki eski âşık arkadaş kalabiliyorsa, ya onlar hâlâ aşıktır ya da hiç olmadılar.
- If two past lovers can remain friends, it's either because they are still in love, or they never were.
Ray, Gary'nin hikayesini desteklemek istiyordu fakat polisler onların ikisininde gerçeği söylediklerine ikna olmamışlardı.
- Ray was willing to corroborate Gary's story, but the police were still unconvinced that either of them were telling the truth.
Elmaların herhangi birini al.
- Take either of the apples.
İki kitaptan herhangi birini alabilirsin.
- You may take either of the two books.
İki kızın her birini tanıyor musun?
- Do you know either of the two girls?