I know where Tom would be if he had any choice.
- Bir tercihi olsa Tom'un nerede olacağını biliyorum.
Choice is a matter of taste.
- Tercih zevk meselesidir.
It's a matter of personal preference.
- Kişisel tercih meselesi.
Have you got any preference between beef and lamb?
- Dana ve kuzu eti arasında herhangi bir tercihin var mı?
I prefer spring to fall.
- İlkbaharı sonbahara tercih ederim.
I prefer quality to quantity.
- Kaliteyi miktara tercih ederim.
I would rather have been born in Japan.
- Japonya'da doğmuş olmayı tercih ederdim.
I would rather stay at home than go out for a walk.
- Yürüyüşe gitmektense evde kalmayı tercih ederim.
Layla prefers the second option.
- Leyla ikinci seçeneği tercih ediyor.
I prefer to bath in the morning.
- Ben sabah banyo yapmayı tercih ederim.
He'd prefer to go on Friday.
- Cuma günü gitmeyi tercih ediyor.
Tom prefers patients who can't talk.
- Tom konuşamayan hastaları tercih ediyor?
I like eggs for breakfast, but my sister prefers oatmeal.
- Ben kahvaltı için yumurta severim, ama ablam yulaf lapası tercih eder.
I would rather die than live in dishonor.
- Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
Perhaps you would have preferred a French dish.
- Belki bir Fransız yemeğini tercih ederdiniz.