That university was my first choice.
- O üniversite benim ilk tercihimdi.
I know where Tom would be if he had any choice.
- Bir tercihi olsa Tom'un nerede olacağını biliyorum.
The kind of music one listens to is a matter of preference.
- Birinin dinlediği müzik türü bir tercih meselesidir.
Both words can be used according to the preference of the user.
- Her iki kelime de kullanıcının tercihine göre kullanılabilir.
I prefer quality to quantity.
- Kaliteyi miktara tercih ederim.
I prefer soccer to baseball.
- Futbolu beyzbola tercih ederim.
I would rather stay at home than go out.
- Dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.
I would rather stay at home than go to the movies.
- Evde kalmayı sinemaya gitmeye tercih ederim.
I would rather die than live in dishonor.
- Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
Perhaps you would have preferred a French dish.
- Belki bir Fransız yemeğini tercih ederdiniz.
Layla prefers the second option.
- Leyla ikinci seçeneği tercih ediyor.
I think peace is very much preferable to war, don't you?
- Bence barış savaşa daha çok tercih edilir, değil mi?
I think death is preferable to shame.
- Bence ölüm utanca tercih edilir.
I have the right to keep my voting preferences secret.
- Oy verme tercihlerimi gizli tutma hakkına sahibim.
My preferences are very dissimiliar to yours.
- Tercihlerim sizinkine çok benzerdir.
Many people prefer to cook with butter instead of oil.
- Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.
He'd prefer to go on Friday.
- Cuma günü gitmeyi tercih ediyor.
Tom prefers to eat French fries with ketchup.
- Tom ketçaplı patates kızartması yemeği tercih ediyor.
Tom prefers whole-grain cereals.
- Tom tam-buğday ürünlerini tercih eder.