He asked for my permission to use the telephone.
- Telefonu kullanabilmek için benden izin istedi.
Where is the nearest telephone?
- En yakın telefon nerede?
Does she know your phone number?
- Telefon numaranı biliyor mu?
You should turn off your cell phone.
- Cep telefonunu kapatmalısın.
She won't call this evening.
- Bu akşam telefon etmez.
I need to make a telephone call.
- Benim bir telefon konuşması yapmam gerekiyor.
I was leaving home when Tom telephoned me.
- Tom bana telefon ettiğinde evden ayrılıyordum.
Paul telephoned just now.
- Paul az önce telefon etti.
The engineer climbed the telephone pole.
- Mühendis telefon direğine tırmandı.
Tom climbed up the telephone pole.
- Tom telefon direğine tırmandı.
Just when I was about to phone her, a letter arrived from her.
- Ben ona telefon etmek üzereyken, ondan bir mektup geldi.
I'd like to phone the parents.
- Anne ve babaya telefon etmek istiyorum.
The best thing is to telephone her.
- En iyi şey ona telefon etmektir.
Your telegram arrived just as I was about to telephone you.
- Tam sana telefon etmek üzereyken senin telgrafın geldi.
How can I make a telephone call to Japan?
- Japonya'ya bir telefon görüşmesi nasıl yapabilirim?
Tom needs to make an urgent telephone call.
- Tom'un acil bir telefon görüşmesi yapması gerekiyor.
I looked up his phone number in the telephone book.
- Telefon rehberinde onun telefon numarasına baktım.
Look up the number in the telephone book.
- Telefon rehberindeki numaraya bakın.
I don't find him in the telephone directory.
- Ben onu telefon rehberinde bulamıyorum.
No, I don't. You had better look it up in a telephone directory.
- Hayır bilmiyorum. Bir telefon rehberine baksan iyi olur.
I don't have a phone book.
- Bir telefon rehberim yok.
Tom isn't listed in the phone book.
- Tom telefon rehberinde yer almıyor.