I'm not wiping your tables.
- Ben senin tablolarını silmiyorum.
Please don't move these tables.
- Lütfen bu tabloları kımıldatmayın.
If I had bought the painting then, I would be rich now.
- O tabloyu o zaman satın alsaydım, şimdi zengin olurdum.
People came to like her paintings.
- İnsanlar onun tablolarını beğenmek için geldiler.
Mayuko wiped a table with a cloth.
- Mayuko tabloyu bir bezle sildi.
Mike made a rude table from the logs.
- Mike günlüklerinden kaba bir tablo yaptı.
This chart illustrates the function of ozone layer.
- Bu tablo ozon tabakasının işlevini gösteriyor.
The chart illustrates how the body works.
- Tablo vücudun nasıl çalıştığını göstermektedir.
This is a picture of one of my paintings.
- Bu benim tablolarımdan birinin resmi.
He painted that picture a while ago.
- O tabloyu bir süre önce yaptı.