Import goods are subject to high taxes.
- İthalat malları yüksek vergilere tabidir.
Everything is subject to the laws of nature.
- Her şey doğanın kurallarına tabidir.
Of course, I learnt about China from textbooks when I was in Japan, but what I see for myself in China is completely different from what is described in those textbooks.
- Tabii ki, ben Japonya'da iken Çin hakkında ders kitaplarından öğrendim, ama benim kendi adıma Çin'de gördüğüm bu ders kitaplarında anlatıldığından tamamen farklıdır.
I am against the war, of course.
- Tabii ki de savaşa karşıyım.
Cigarette smoke may be unhealthy, but it sure does look pretty.
- Sigara dumanı sağlıksız olabilir ama tabii ki güzel görünüyor.
Sure, Tom, I understand.
- Tabii, Tom, anlıyorum.
A man of strong will is not subject to corruption.
- Güçlü bir adam yolsuzluğa tabi olamaz.
The plan is subject to his approval.
- Plan onun onayına tabidir.