Hanako'nun şaşırtıcı şekilde hoş bir insan olduğu ortaya çıktı.
- Hanako turned out to be a surprisingly nice person.
Tom şaşırtıcı şekilde güçlü.
- Tom is surprisingly strong.
Maria ödevini şaşırtıcı bir şekilde çabucak tamamladı.
- Maria completed her homework surprisingly quickly.
Şaşırtıcı bir şekilde, soğuk günlerde bile yüzer.
- Surprisingly, he swims even on cold days.
Şaşırtıcı biçimde, şarkı söylemede iyiydi.
- Surprisingly, he was good at singing.
Onlar şaşırtıcı biçimde iyiydi.
- They're surprisingly good.
Ne güzel bir sürpriz!
- What a lovely surprise!
Onun birden istifade etmiş olması, bizim için büyük sürpriz.
- To our great surprise, he suddenly resigned.
Seni şaşırtmak istemedim.
- I didn't want to surprise you.
Seni şaşırtmak istemedim.
- I didn't mean to surprise you.
Tom şaşkınlıktan yakalandı.
- Tom was caught by surprise.
Mary şaşkınlıkla ona baktı.
- Mary stared back at him in surprise.
Ona sürpriz yapmak istiyorum.
- I want to surprise him.
Tom'a sürpriz yapmak istedim.
- I wanted to surprise Tom.
Bu beklenmedik bir sürpriz.
- This is an unexpected surprise.
Sizden bir hediye almak beklenmedik bir sürprizdi.
- Receiving a gift from you was an unexpected surprise.
Tom tamamen hayret etmiş değildi.
- Tom wasn't totally surprised.
Sana hayret ediyorum.
- I'm surprised at you.
Onun sessizliği beni şaşırttı.
- Her silence surprised me.
Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.
- My decision to study abroad surprised my parents.
Ordumuz kırallığa baskın yaptı.
- Our army took the kingdom by surprise.
Not surprisingly, the electrician didn't come at the time he had said.
The surprise attack was devastating.
Imagine my surprise on learning I owed twice as much as I thought I did.
He doesn't surprise easily.
It surprises me that I owe twice as much as I thought I did.
Their prices are surprisingly cheaper than their rivals.
... And so, not surprisingly, I think the most important thing ...
... And surprisingly, the first civilizations arise ...