Kitaptaki hikayeler onun için yazılıyor.
- The stories in the book are written for her.
Amy Church tarafından yazılmış hikayeler ilginçtir.
- The stories written by Amy Church are all interesting.
O, roman ve öyküleriyle ünlü bir yazardır.
- He is an author famous for his novels and stories.
O, öykülerini çok sıra dışı bir şekilde anlattı.
- He told his stories in a very unusual way.
Hikâye doğru görünüyor.
- The story appears to be true.
Hikâye doğru görünüyor.
- The story seems true.
Hikâye doğru görünüyor.
- The story seems true.
Sana hikayeyi kim anlattı?
- Who told you the story?
Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.
- The photo he showed added color to his story.
Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.
- Kate was surprised by Brian's story.
Söylenti Mary'nin boşanmak istemesi.
- The story is that Mary wants a divorce.
Bu kolay İngilizce ile yazılmış bir hikaye.
- This is a story written in easy English.
Bu İngilizce yazılmış bir hikayedir.
- This is a story written in English.
Oğluna bir masal anlattı.
- He told a bedtime story to his son.
Bana o masalı anlatan dedemdi.
- It was my grandfather that told me that story.
Bu destansı bir hikaye.
- This is an epic story.
Onun hikayesi bir yalan olamayacak kadar çok mantıksız.
- His story is too preposterous to be a lie.
O, hikayeyi yalanlamak için acele etti.
- She hastened to deny the story.
Tom, iyi bir öykü anlatıcısı.
- Tom is a good story teller.
Kızın hakkındaki öykü, haberlerdeydi.
- The story about the girl was in the news.
Şu ikizler hakkındaki gazete makalesini hatırlattım.
- I recalled a newspaper story about those twins.
Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?
- Do you want to tell the story, or should I?
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum.
- I want to tell you a story.
Our shop was on the fourth story of the building — we had to install an elevator.
What will she do without being able to watch her stories?.
... could write and come up with different stories. ...
... my hair. You keep going for my hair. And then he's like, oh, yeah, telling me stories. ...