Select Keyboard: Türkçe ▾ X
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
Tom mülteci statüsü için başvuruda bulundu.
- Tom applied for refugee status.
Bazı kreoller resmi bir statü elde ederler, örn.Malezya'daki gibi.
- Certain creoles obtain an official status, for example like in Malaysia.
İşverenler ırkları, dinleri, etnik kökenleri, deri renkleri, cinsiyetleri, yaşları, medeni durumları, engellilikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle işçileri işe almayı reddemezler.
- Employers cannot refuse to hire workers because of their race, religion, ethnic origin, skin colour, sex, age, marital status, disability or sexual orientation.
Medeni durumun nedir?
- What's your marital status?
Ocak 2011 itibariyle, Jüpiter'in 50 tane adlandırılmış uydusu vardır. 13 tane daha keşfedildi ama resmi statü veya isim verilmemiştir.
- As of January 2011, Jupiter has 50 named moons. 13 more have been discovered but not given official status or names.
Onun mali durumu nedir?
- What's its fiscal status?
Durumu kontrol etmek için pazartesi sabahı beni arayın.
- Call me Monday morning to check on the status.
The king has status in his kingdom, and the pauper has status within his immediate group of peers.
Superstition is highly correlated with economic status.