Tom bu sefer doları yene çevirmemenin daha iyi olacağını düşünüyor.
- Tom thinks it would be better not to change dollars into yen at this time.
Bu sefer onu yapamam.
- I can't make it this time.
Bu kez cezadan kaçamazsın.
- This time, you won't escape punishment.
Bu kez farklı olacak.
- This time is going to be different.
Bu defa sonuçları aldı.
- This time, he got results.
Bu defa hatalı olan benim gibi görünüyor.
- This time, it looks like it is me who is wrong.
Şebeke gösterinizi başka bir zaman aralığına taşıyor.
- The network is moving your show to another time slot.
O zamanlarda, bölge İspanya'ya aitti.
- At that time, the territory belonged to Spain.
Ben o zaman odamı temizliyordum.
- I was cleaning my room for that time.
this time last year.