A curtain of mist blocked our view.
- Bir sis perdesi bizim görüşümüzü engelledi.
In order to learn from mistakes, we construct a no blame system.
- Hatalardan öğrenmek için bir suçlama yok sistemini kurmalıyız.
The light of the lamp glimmered in the fog.
- Lambanın ışığı siste parıldıyordu.
I could see nothing but fog.
- Sisten başka bir şey göremedim.
The accident was due to the smog.
- Kaza kirli sis nedeniyle oldu.
Smog hung over Tokyo.
- Tokyo'nun üzerine sis çöktü.
Dün kız kardeşim Kobe'ye gitti.
- Yesterday my sister went to Kobe.
O, bana kız kardeşini tanıttı.
- He introduced his sister to me.
O onun ablası gibi görünmesine rağmen, gerçekte onun annesidir.
- Though she looks like his older sister, the fact is that she is his mother.
Ablam her gün koşuya gider.
- My older sister goes jogging every day.
Kızkardeşini görmek istiyorum.
- I want to see your sister.
O gerçekten Tom'un kızkardeşi mi?
- Is that really Tom's sister?