Gérard de Nerval wrote Journey to the East.
- Gerard de Nerval Doğuya Seyahat'i yazdı.
Reading a book can be compared to making a journey.
- Bir kitap okumak bir seyahat ile kıyaslanabilir.
Traveling makes people knowledgeable.
- Seyahat, insanları bilgili yapar.
I want to travel with you.
- Seninle seyahat etmek istiyorum.
I am short of money for my trip.
- Seyahatim için yeterli param yok.
She is saving her money with a view to taking a trip around the world.
- Dünya seyahatine çıkmak amacıyla parasını biriktiriyor.
Traveling makes people knowledgeable.
- Seyahat, insanları bilgili yapar.
Traveling abroad is out of the question.
- Yurt dışında seyahat söz konusu değil.
He went on a voyage to America.
- O, Amerika'ya seyahate gitti.
He likes travelling abroad by air.
- O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.
He has a great fancy for travelling.
- Onun seyahat için büyük bir merakı var.
Would you like to travel abroad?
- Yurt dışına seyahat etmek ister misiniz?
I want to travel with you.
- Seninle seyahat etmek istiyorum.
I want to spend some time traveling.
- Seyahat ederek biraz vakit geçirmek istiyorum.
Some people think the president spends too much time traveling.
- Bazı insanlar cumhurbaşkanının seyahat ederek çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.
If I were rich, I'd pass my time in travelling.
- Zengin olsam zamanımı seyahat ederek geçiririm.
He likes travelling abroad by air.
- O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.
It seems you enjoy travelling the world.
- Dünyayı seyahat etmekten hoşlanıyor gibi görünüyorsun.
The travel agent suggested that we take some traveler's checks with us.
- Seyahat acentası yanımıza bazı seyahat çekleri almamızı önerdi.
Let's ask a travel agent.
- Bir seyahat acentasına soralım.
It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
- Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.
Do you like to travel?
- Seyahat etmekten hoşlanır mısınız.