sevilen

listen to the pronunciation of sevilen
Турецкий язык - Английский Язык
loveable
habib
embraceable
adored
popular

No other singer in Japan is as popular as she. - Japonya'da onun kadar sevilen başka hiçbir şarkıcı yok.

It is a popular tourist destination. - Orası sevilen bir turistik yerdir.

loved

He's a singer that's loved by everyone. - O herkes tarafından sevilen bir şarkıcıdır.

I can't imagine losing a loved one on Christmas Day. - Noel gününde sevilen birini kaybetmeyi düşünemiyorum.

lovable

I was not a lovable child. - Sevilen bir çocuk değildim.

liked
beloved

Nothing is as beloved as what one does in vain. - Hiçbir şey birinin boşa yaptığı kadar sevilen değildir.

Life without beloved person has no sense. - Sevilen kişi olmadan hayatın hiç anlamı yoktur.

darling
sevilen kadın
ladylove
sevilen kimse
dear
sevilen kimseye takılan ad
pet name
sevilen yerlere ekle
(Bilgisayar) add to favorite places
sevilen şey
dear
sev
{f} love

I have a friend who loves me. - Beni seven bir arkadaşım var.

I no longer love you. - Artık seni sevmiyorum.

sev
{f} loved

Art is loved by everybody. - Sanat herkes tarafından sevilir.

All our teachers were young and loved teaching. - Tüm öğretmenler gençtiler ve öğretmeyi sevdiler.

sev
{f} loving

One of the greatest secrets of happiness is moderating your wishes and loving what you already have. - Mutluluğun en büyük sırlarından biri isteklerini azaltmak ve önceden sahip olduklarını sevmektir.

It is pleasant to watch a loving old couple. - Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.

sevilenler
Popular Games
daha çok sevilen
better loved
en sevilen
deary
en sevilen
dearie
sev
relish
sizin en çok sevilen film yıldızlarınız kimler
Who are your favorite movie stars
çok sevilen çocuk
white haired boy
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение sevilen в Турецкий язык Турецкий язык словарь

sevilenler
(Osmanlı Dönemi) mahbûbât