sevdirmek

listen to the pronunciation of sevdirmek
Турецкий язык - Английский Язык
make smb. love smth
cause to be loved
to cause to be loved, to endear sb to sb
endear
to cause (someone, an animal) to love or like (someone else, something); to cause (oneself, something) to be loved or liked by (someone else)
ingratiate
to let (oneself, itself) be caressed or fondled by (another)
sev
{f} love

I have a friend who loves me. - Beni seven bir arkadaşım var.

I love living with you. - Sizinle yaşamayı seviyorum.

halka sevdirmek
popularize
sev
{f} loved

If you want to be loved, love! - Eğer sevilmek istiyorsan, sev!

Ken's father loved Ken all the more because he was his only son. - Baba Ken'i haydi haydi severdi,çünkü onun tek oğluydu.

sev
{f} loving

One of the greatest secrets of happiness is moderating your wishes and loving what you already have. - Mutluluğun en büyük sırlarından biri isteklerini azaltmak ve önceden sahip olduklarını sevmektir.

It is pleasant to watch a loving old couple. - Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.

sevdirme
{i} endearing
ev işlerini sevdirmek
domesticate
kendini sevdirmek
to endear oneself to sb
kendini sevdirmek
endear oneself to
sev
relish
Турецкий язык - Турецкий язык
Sevmesini sağlamak: "Ona milletini sevdirmiş, gönlüne şanlı ve muntazam yaşamak için bir heves vermişti."- M. Ş. Esendal
Sevmesini sağlamak
sevdirme
Sevdirmek işi