Televizyonda, yüzünde ciddi bir görünümü olan birisi ülkemizin geleceği ile ilgili sorunlar hakkında konuşuyor.
- On TV someone with a serious look on his face is talking about the problems of our country's future.
Ciddi olmanın zamanı geldi.
- Time has come to get serious.
Her ikisi de ağır yaralandı.
- Both were seriously wounded.
Barney ağır şekilde yaralandı.
- Barney was wounded seriously.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.
- It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Önemli bir problemimiz var.
- We have a serious problem.
Tom yakında hatasının ciddiyetini fark etti.
- Tom soon realized the seriousness of his error.
Bu, nihayet durumun ciddiyeti hakkında beni ikna etti.
- This has finally convinced me of the seriousness of the situation.
Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.
- Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
Onun tarihsel ayrıntılar hakkında büyük bir bilgi deposu var fakat hayatta onun bir işe yaradığından cidden süphe duyuyorum.
- He has a great storehouse of knowledge about historical details but I seriously doubt that's of any use in life.
Tom bugünkü toplantıya gitmeme hakkında ciddi olarak düşünüyor mu?
- Is Tom seriously thinking about not going to today's meeting?
Onun hepsini yemeği ciddi olarak düşünüyor musun?
- Are you seriously thinking about eating all that?
Barney ağır şekilde yaralandı.
- Barney was wounded seriously.
Tom neden önerimizi ciddiyetle kabul etmedi?
- Why wouldn't Tom take our offer seriously?
Tom ciddi bir şekilde yaralandı.
- Tom has been seriously injured.
Sınavı geçmek istiyorsanız, ciddi bir şekilde çalışmalısınız.
- You should study seriously if you want to pass the exam.
In a move which will deal a serious blow to small towns across the United states.
Her ikisi de ağır yaralandı.
- Both were seriously wounded.
Barney ağır şekilde yaralandı.
- Barney was wounded seriously.
It was a surprise to see the captain, who had always seemed so serious, laugh so heartily.
This is a serious problem. We'll need our best experts.
After all these years, we're finally getting serious attention.
Now, seriously, why did the chicken cross the road?.
He was hoping that we would take him seriously.
... to have a serious moment. ...
... middle-class families, and for small business. But what I've also said is, if we're serious ...