The Titanic sank on her maiden voyage. She was a large ship.
- Titanik ilk seferinde battı. O büyük bir gemiydi.
He never returned from that expedition.
- O seferden asla geri dönmedi.
He was the leader of the great expedition.
- Büyük seferin lideriydi.
The harbor is closed to navigation.
- Liman seferlere kapalıdır.
Next time you'll pay for it!
- Bir dahaki sefere bunun bedelini ödersin!
There's always a next time.
- Her zaman bir sonraki sefer vardır.
Is flight 23 on time?
- 23 nolu sefer vaktinde mi?
Unfortunately, I missed my flight, so I won't get to Boston in time for the meeting.
- Ne yazık ki, uçak seferimi kaçırdım, bu yüzden toplantı için zamanında Boston'a varmayacağım.
They run a ferry service across the river.
- Nehirde karşıdan karşıya feribot seferleri yaparlar.
This time, Layla's luck has run out.
- Bu sefer Leyla'nın şansı tükendi.
The clinic allowed only two visitors per patient at any one time.
- Klinik, bir seferde hasta başına iki ziyaretçiye izin verdi.
How many books can I take out at one time?
- Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?
We'll meet next time at ten o'clock, June the first, next year.
- Bir dahaki sefere saat onda, 1 Haziran'da, gelecek sene buluşacağız.
Next time you'll pay for it!
- Bir dahaki sefere bunun bedelini ödersin!
I will lend you money just this once.
- Sadece bu sefer sana ödünç para vereceğim.
I'll make an exception just this once.
- Bu seferlik bir istisna yapacağım.
You are as stubborn as a mule! For once, accept that she is right.
- Bir katır kadar inatçısın! Bu sefer onun haklı olduğunu kabul et.