The Titanic sank on her maiden voyage. She was a large ship.
- Titanik ilk seferinde battı. O büyük bir gemiydi.
Who was the leader of the expedition?
- Seferin lideri kimdi?
He left on an expedition to the North Pole.
- O, Kuzey Kutbu'na bir sefere çıktı.
The harbor is closed to navigation.
- Liman seferlere kapalıdır.
Next time you come to see me, I will show you the book.
- Bir dahaki sefere beni görmeye geldiğinde, sana kitabı göstereceğim
A magnet can pick up and hold many nails at a time.
- Bir mıknatıs bir seferde çok sayıda çiviyi toplayabilir ve tutabilir.
Unfortunately, I missed my flight, so I won't get to Boston in time for the meeting.
- Ne yazık ki, uçak seferimi kaçırdım, bu yüzden toplantı için zamanında Boston'a varmayacağım.
They were pioneers of space flight.
- Uzay seferlerinin öncüleriydiler.
This time, Layla's luck has run out.
- Bu sefer Leyla'nın şansı tükendi.
They run a ferry service across the river.
- Nehirde karşıdan karşıya feribot seferleri yaparlar.
The clinic allowed only two visitors per patient at any one time.
- Klinik, bir seferde hasta başına iki ziyaretçiye izin verdi.
How many books can I take out at one time?
- Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?
You should plan to come with us the next time we go camping.
- Bir dahaki sefere kampa gittiğimizde bizimle gelmeyi düşünmelisin.
Next time you come to see me, I will show you the book.
- Bir dahaki sefere beni görmeye geldiğinde, sana kitabı göstereceğim
Just this once, I'll make an exception.
- Sadece bu seferlik bir istisna yapacağım.
I'll forgive you just this once.
- Sadece bu seferlik seni affedeceğim.
You are as stubborn as a mule! For once, accept that she is right.
- Bir katır kadar inatçısın! Bu sefer onun haklı olduğunu kabul et.