This is the age of information, and computers are playing an increasingly important role in our everyday life.
- Bu bilgi çağıdır, ve bilgisayarlar günlük hayatımızda gittikçe önemli rol oynuyorlar.
I have an important role.
- Önemli bir rolüm var.
He isn't really sad; he's only acting.
- O gerçekten üzgün değil; o sadece rol yapıyor.
Tom acted the part of a sailor.
- Tom bir denizci rolü oynadı.
TV plays an important part in everyday life.
- TV günlük yaşamda önemli bir rol oynar.
Luck plays an important part in your life.
- Şans hayatınızda önemli bir rol oynar.
Sami played different roles in Layla's play.
- Sami, Leyla'nın oyununda farklı roller oynadı.
Tom believes in traditional gender roles.
- Tom geleneksel cinsiyet rollerine inanır.
Fol-de-rol and fiddle dee dee and fiddley faddley foddle. All the wishes in the world are poppycock and twaddle. -- lyrics to Richard Rogers' Cinderella.
I learned a lot from watching, but the part that I should have studied harder was the roller. The names of the writers went on for ever.
Yol silindiri gürültülü.
- The road roller is noisy.
Yol silindiri caddeyi düzleştiriyor.
- The road roller is levelling the street.
Yol silindiri caddeyi düzleştiriyor.
- The road roller is levelling the street.
Yol silindiri gürültülü.
- The road roller is noisy.
Tekerlekli patenleri bedavaya aldım.
- I got the roller skates for nothing.
Tekerlekli patenle kaymak eğlencelidir.
- Roller skating is fun.