Select Keyboard: Türkçe ▾ X
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
Bütün dünya pervasızlıktan nefret eder.
- The entire world hates recklessness.
Tom umursamaz, değil mi?
- Tom is reckless, isn't he?
Tom çok umursamazdı, değil mi?
- Tom was very reckless, wasn't he?
Pervasız kız tehlikeyi aldırmadan ağaca tırmandı.
- The reckless girl climbed the tree regardless of danger.
Onun ona güvenmesi pervasızdı.
- It was reckless of her to trust him.
Tom dikkatsiz bir sürücü.
- Tom is a reckless driver.
Polis Tom'a dikkatsiz sürüşü için trafik cezası kesti.
- The policeman gave Tom a ticket for reckless driving.