Ben teklifinizi almaya istekliyim.
- I am willing to take your offer.
Benim sponsorum benim öneriyi kabul etmek için istekliydi.
- My sponsor was willing to agree to my suggestion.
Gönüllüler koalisyonu.
- The coalition of the willing.
Tom Mary'nin ona gitarını vermek için gönüllü olacağını düşünmüyor.
- Tom doesn't think Mary would be willing to lend him her guitar.
Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin.
- If anyone is not willing to work, then he is not to eat, either.
Riski almaya istekli olduğunuzu varsayıyorum.
- I assume you are willing to take the risk.
Ben teklifini kabul etmeye hazırım.
- I'm willing to accept your offer.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.
- She was always willing to help people in trouble.
Böyle yüksek bir bedel ödemeye razı değilim.
- I'm not willing to pay such a high price.
Onu yapmak için dünden razı olurdum.
- I would be more than willing to do that.
If my boyfriend isn't willing to change his drinking habits, I will split up with him.