Bütün öğrenciler savaşı protesto ettiler.
- All the students protested against the war.
Protestocular hükümetten reform talep etti.
- The protesters demanded government reform.
Güney'in protesto etmek için iyi bir nedeni olduğunu söyledi.
- He said the South had good reason to protest.
Bütün öğrenciler savaşı protesto ettiler.
- All the students protested against the war.
Göstericiler sinagogu ateşe verdiler.
- The protesters burnt down the synagogue.
Polis, göstericilere birçok göz yaşartıcı bomba attı.
- The police threw many tear-gas grenades at the protesters.
İstifasını şirket politikasına itiraz ederek sundu.
- He submitted his resignation in protest of the company's policy.
Protesto etmek için istifa etmeye karar verdi.
- Conkling decided to resign in protest.
Tom protesto etmek için ağzını açtı.
- Tom opened his mouth to protest.
Mahkeme kararını temyiz ettiler.
- They appealed the court's decision.
Temyize gitmemeye karar verdim.
- I've decided not to appeal.
Bence o gerçekten albenilidir.
- I think that's really appealing.
Protestocuların üçü yaralandı.
- Three of the protesters were wounded.
Protestocular polise taş attı.
- The protesters threw stones at the police.
2020 yılında, tüm kamu kurumlarında Almanca kullanımı nüfusun bir kısmında kitlesel protestolara rağmen, İngilizce lehine kaldırılmıştır.
- In 2020, the use of German in all public institutions was abolished in favor of English, despite massive protests on the part of the population.
Protestolar devam etmelidir.
- Protests must continue.
O yardım için bize başvurdu.
- He appealed to us for help.
O, yardım için bana başvurdu.
- She appealed to me for help.
Beth protesto etti, ancak annesi onun inanılmaz şişman olduğunu hatırlattı.
- Beth protested, but her mother reminded her that she was incredibly fat.
Bütün öğrenciler savaşı protesto ettiler.
- All the students protested against the war.
Siz bir protestan mısınız?
- Are you a Protestant?
Protestanlar çoğunlukta idi.
- Protestants were in the majority.
Göstericilerle polis arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi.
- Violent clashes broke out between the protesters and the police.
Polis, göstericilere birçok göz yaşartıcı bomba attı.
- The police threw many tear-gas grenades at the protesters.
Polis protestocu gençlere karşı biber gazı kullandı.
- The police used tear gas against the protesting students.
Neden onlar protesto ediyor?
- Why are they protesting?
I protest my innocence.
They protested the demolition of the school.
The public took to the streets to protest over the planned change to the law.
In all Penelope's devotion to her husband there is an ever present sense that the lady doth protest too much.
I'm washing-up under protest because it's not my turn.
... You must call, you must not stop, you must protest ...