Onu korumakla sorumluyum.
- I'm responsible for protecting her.
Dünyayı korumanın önemini biliyorlar.
- They know the importance of protecting the earth.
Tom'u korumamız gerekiyor.
- We're supposed to be protecting Tom.
Dünyayı korumanın önemini biliyorlar.
- They know the importance of protecting the earth.
Tom kendini korumak zorunda.
- Tom has to protect himself.
Tom yerel doğal yaşamı korumak için gücü dahilinde her şeyi yapmaya söz verdi.
- Tom vowed to do everything within his power to protect the local wildlife.
İnsan ailesini korumak zorundadır.
- One has to protect his family.
Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
- Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.
İnsan ailesini korumak zorundadır.
- One has to protect his family.
Dünyayı korumanın önemini biliyorlar.
- They know the importance of protecting the earth.
... protecting your private information, making sure that ...
... protecting innovation. ...