Bunun hakkında konuşmayı tercih etmiyorum.
- I prefer to not talk about it.
Japonya'ya gitmek istemeyi tercih etmemin sebebi onların çalışkan ve dürüst kişilikleridir.
- The reason I prefer to go to Japan is that the people in Japan are hardworking and have honest personalities.
Tom bana hangisini tercih ettiğimi sormadı.
- Tom didn't ask me which I preferred.
Tenis tercih ettiğim spordur.
- Tennis is my preferred sport.
Senin öncelikli dilin nedir?
- What's your preferred language?
Cuma günü gitmeyi tercih ediyor.
- He'd prefer to go on Friday.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.
- I prefer to buy domestic rather than foreign products.