Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

possessing nerve; sinewy; strong; vigorous

listen to the pronunciation of possessing nerve; sinewy; strong; vigorous
Английский Язык - Турецкий язык

Определение possessing nerve; sinewy; strong; vigorous в Английский Язык Турецкий язык словарь

nervous
{s} asabi

Çok asabi ve her zaman huzursuz. - She is very nervous and is always ill at ease.

Hiç de asabi değilim. - I'm not nervous at all.

nervous
{s} sinirli

Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz. - A nervous person will not be fit for this job.

Çok sinirli olmak zorunda değilsin. - You don't have to be so nervous.

nervous
{s} gergin

Yarınki sınav hakkında gergin olmamalısın. - You mustn't be nervous about tomorrow's exam.

Tanık duruşmada konuştuğu sırada gergin görünmüyordu. - The witness did not seem nervous when he spoke at the trial.

nervous
{s} sinir

Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur. - Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord.

Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur. - The central nervous system consists of four organs.

nervous
{s} ürkek

Tom gerçekten utangaç ve ürkekti. - Tom was really shy and nervous.

Tom'un ürkekliği fark edilebiliyordu. - Tom's nervousness was noticeable.

nervous
endişeli

Tom biraz sinirli ve endişeli görünüyor. - Tom looks somewhat nervous and apprehensive.

nervous
{s} sinirsel

Yeni çocuğun sinirsel bir kekemeliği vardı. - The new boy had a nervous stammer.

nervous
asabiyet

Tom asabiyetini saklamaya çalıştı. - Tom tried to hide his nervousness.

nervous
sinirlere ilişkin
nervous
heyecanlı

Ben kaygılı ve heyecanlıyım. - I'm nervous and excited.

Tom sinirli ve heyecanlı. - Tom is nervous and excited.

nervous
nevrasteni nervous impulse tıb
nervous
asabi tembih
nervous
(Tıp) Sinire ait, nervosus
nervous
sinirde uyarma
nervous
nervous prostration sinir argınlığı
nervous
çekingen
Английский Язык - Английский Язык
nervous
possessing nerve; sinewy; strong; vigorous

    Расстановка переносов

    possessing nerve; sinewy; strong; vig·or·ous

    Произношение

Избранное