Tom bu konuda tutkuyla hissediyor.
- Tom feels passionately about this.
Onu tutkuyla dudaklarından öptü.
- He kissed her passionately on the lips.
Çoğu insan bir şey hakkında çok tutkuludur.
- Most people are very passionate about something.
Tutkulu olduğun bazı şeyler nedir?
- What are some things you are passionate about?
Tom Mary'ye sarıldı ve ona uzun tutkulu bir öpücük verdi.
- Tom hugged Mary and gave her a long, passionate kiss.
Tutkulu olduğun bazı şeyler nedir?
- What are some things you are passionate about?
Mary işi hakkında çok hırslı.
- Mary is very passionate about her work.
O çok zeki ve hırslı.
- She is very intelligent and passionate.
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
- It was a very passionate love affair.
Ben işim hakkında hırslıyım.
- I'm passionate about my job.
O çok zeki ve hırslı.
- She is very intelligent and passionate.
Aşk birçok tutkudan sadece biridir.
- Love is only one of many passions.
Erkekler ve kadınlar arasında arkadaşlık olamaz. Tutku, düşmanlık, aşk, aşırı sevgi olabilir ama dostluk asla.
- Between men and women there is no friendship possible. There is passion, enmity, worship, love, but no friendship.
Ben özel yetenekleri yok. Ben sadece tutkuyla meraklıyım.
- I have no special talents. I am only passionately curious.
Şiir sadece azap değildir; şiir sevgidir. Sıcak ve şehvetli tutkudur; o, devrim, romantizm ve hassasiyettir.
- Poetry is not just torment; poetry is love. It is warm and sensual passion; it is revolution, romance and tenderness.
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
- It was a very passionate love affair.
… to obtain the knowledge of some passion of the circle.
It started as a hobby, but now my motorbike collection has become my passion.
Great pleasure mixt with pittifull regard, / That godly King and Queene did passionate .
... this experience as well as passionately as i am you know yes ...
... and passionately about the david t ...