Sanırım horozların başının üstündeki ibik çekici.
- I think the crest on the top of the head of roosters is attractive.
Tepenin üstünde durdu.
- They stood on the top of the hill.
Dağın tepesinde bir kule vardı.
- There was a tower on the top of the mountain.
Dağın tepesinde bir kale vardı.
- There used to be a castle on the top of the mountain.
Biz her zaman altta değil ve üstte olabilir miyiz?
- May we always be on top and not at the bottom.
Tom cüzdanını konsolun üstüne koydu.
- Tom put his wallet on top of the dresser.
Deprem vurduğunda masanın üstündeki her şey tıkırdamaya başladı.
- Everything on top of the table started rattling when the earthquake hit.
At the end of the season, Manchester United came out on top.
... And the top results, they come with a useful description that ...
... You heard what I said about my tax plan. The top 5 percent will continue to pay 60 percent, ...