The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
The shoes you are wearing look rather expensive.
- Giydiğin ayakkabılar oldukça pahalı görünüyorlar.
It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.
- Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.
Your son must be quite tall by now.
- Oğlun şimdiye kadar oldukça uzun olmalı.
He looked quite tired.
- Oldukça yorgun görünüyordu.
Tom did fairly well on the test he took yesterday.
- Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.
Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
- Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.
Mary was such a lovely bride.
- Mary oldukça güzel bir gelindi.
Such incidents are quite common.
- Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.
That's a pretty good idea.
- O oldukça iyi bir fikir.
I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
- İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.
I have a good many things to do today.
- Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.
Just how well can masks block the, even smaller than pollen, yellow sand dust? I think it much more of a nuisance than pollen.
- Maskeler sarı kum tozunu,polenlerden dahada küçük,ne kadar iyi engelleyebilir?Sanırım o polenden oldukça daha fazla bir baş belasıdır.
Quite well, thank you.
- Oldukça iyiyim, teşekkür ederim.
Research in this area is somewhat equivocal.
- Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.
I'm reasonably certain of it.
- Ben bundan oldukça eminim.
Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
- Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.
Your family has considerably increased since my last voyage.
- Son yolculuğumdan beri ailen oldukça arttı.
The cost of building the bridge blew out considerably.
- Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.
The region is relatively rich in mineral resources.
- Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
The prices here are quite reasonable.
- Buradaki fiyatlar oldukça makul.
It seems perfectly reasonable.
- Oldukça makul görünüyor.
Some people think the government has way too much power.
- Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.
Tom certainly has some pretty old-fashioned ideas.
- Tom'un kesinlikle bazı oldukça eski-moda fikirleri var.
I sort of had a crush on you.
- Sana oldukça aşık oldum.
This place is sort of romantic.
- Bu yer oldukça romantik.
This typewriter has seen plenty of use.
- Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.
Tom reads a great deal.
- Tom oldukça çok okur.
It would mean a great deal to me.
- Bu benim için oldukça çok şey ifade ederdi.
Tom won a sizable amount of money.
- Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.
Tom can dance fairly well, can't he?
- Tom oldukça iyi dans edebilir, değil mi?
He speaks English fairly well.
- O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.