Okuldan sonra sık sık tenis oynarım.
- I often play tennis after school.
O öğrenciyken, sık sık diskoya giderdi.
- When she was a student, she used to go to the disco often.
Her ne kadar sıkça eş anlamlı olarak kullanılsalar da; kibir ve gurur farklı şeylerdir.
- Vanity and pride are different things, though the words are often used synonymously.
Onu şarkı söylerken görüyorum ama bu sıkça değil.
- I see him singing, but this isn't often.
Bütünüyle sipariş edilmiş bir takıma çoğunlukla bir zincir denilir.
- A totally ordered set is often called a chain.
Pazartesi günleri çoğunlukla okula geç kalır.
- She is often late for school on Mondays.
Zenginler çoğu kez pintidirler.
- The rich are often misers.
Peynir çoğu kez bir fareyi bir tuzağa cezbeder.
- Cheese often lures a mouse into a trap.
Suç çoğu kez yoksullukla ilgilidir.
- Crime has often been related to poverty.
Peynir çoğu kez bir fareyi bir tuzağa cezbeder.
- Cheese often lures a mouse into a trap.
Okuldan sonra sık sık tenis oynarım.
- I often play tennis after school.
Okuldan sonra sıklıkla tenis oynarım.
- I often play tennis after school.
... You know, other sites when we started often asked you to ...
... often work with cowriters. And how do you decide if you're going to write a song with ...