Tom'un grev hattını geçecek cesareti olduğundan şüpheliyim.
- I doubt that Tom has the courage to cross the picket line.
Havalanından şehir merkezine hangi demir yolu hattını kullanacağımı bana söyle lütfen.
- Please tell me which railway line to use from the airport to downtown.
Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.
- In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.
Tom kağıda düz bir çizgi çizdi.
- Tom drew a straight line on the paper.
Tom bir saat kuyrukta bekledi.
- Tom stood in line for an hour.
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.
- Tom had to wait in line for three hours.
Pliny states that the inhabitants of India take pleasure in having their dog bitches lined by the wild tigers, and to facilitate this union, they are in the habit of tieing them when in heat out in the woods, so that the male tigers may visit them.