He might have been sleeping at that time.
- O, o zamanda uyuyor olabilir.
I think that at that time none of us quite believed in the Time Machine.
- Sanırım o zamanda hiçbirimiz zaman makinesine oldukça inanmıyordu.
It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.
- Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.
I apologized, but even then she wouldn't speak to me.
- Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı.
Tom claimed that he was working at the time.
- Tom o zamanda çalıştığını iddia etti.
Tom was the only person in the room at the time.
- O zaman, Tom odadaki tek kişiydi.
At that time, Mexico was not yet independent of Spain.
- O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.
By that time I'll have already left.
- O zamana kadar çoktan ayrılmış olacağım.
Few roads existed in North America at that time.
- O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı.
Were you reading a book at that time?
- O zaman bir kitap okuyor muydunuz?
Can you finish by then?
- O zamana kadar bitirebilir misin?
By then, however, it was too late.
- Ancak, o zamana kadar, çok geçti.