Birbirlerinden ayrılamazlar.
- They are inseparable.
İyi sağlık egzersiz ve ılımlılıktan ayrılamaz.
- Good health is inseparable from exercise and moderation.
Güç ve para ayrılmaz.
- Power and money are inseparable.
Onlar o partiden sonra ayrılmaz oldular.
- They became inseparable after that party.
Mary ve Kate çok samimi.
- Mary and Kate are inseparable.
Onlar yakında ayrılmaz oldular.
- They soon became inseparable.
Sanırım kaba olmamak en iyisi.
- I think it is best not to be impolite.
Olmak ya da olmamak; O büyük bir sorun.
- To be or not to be; That is a big question.