Tutsakların kaderi görüşmenin sonucuna göre değişir.
- The fate of the hostages depends on the result of the negotiation.
Görüşme başarısızlıkla sonuçlandı.
- The negotiation ended in failure.
Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.
- After months of negotiations, the peace treaty was completed.
Müzakereler birkaç gün sürdü.
- Negotiations lasted many days.
Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.
- After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise.
Biz görüşmek istiyoruz.
- We want to negotiate.
Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.
- His job is to negotiate with foreign buyers.
İki taraf günlerce müzakere ettiler.
- The two sides negotiated for days.
Komutan müzakere etmeyi reddetti.
- The commander refused to negotiate.
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.
- Attempts to negotiate a peace treaty failed.
İki ülke kriz için bir anlaşma görüşecekler.
- The two countries will negotiate a settlement to the crisis.
Herkes görüşmelerde yer aldı.
- All took part in the negotiations.
Görüşmeler sonuçsuz kaldı.
- The negotiations failed.
We negotiated the contract to everyone's satisfaction.
Although the car was quite rickety, he could negotiate the curves very well.