Müzik tek başına duygularına ses vermek için yeterli değildi. Güçlü bir koro gerekiyordu!
- The music alone wasn't enough to give voice to his feelings. A mighty choir was required!
Böyle yüksek ve güçlü şekilde konuşma.
- Don't talk in such a high and mighty way.
Kalabalıktan muazzam bir tezahürat patladı.
- A mighty cheer burst from the crowd.
I am very against the legalisation of drugs - Uyuşturucuların yasalaşmasına tümüyle karşıyım.
We got very drunk. - Zilzurna sarhoş olduk.
You are the very definition of love - Sen aşkın ta kendisisin.
Tokyo çok büyük bir şehirdir.
- Tokyo is a very big city.
Benim çok iyi bir sözlüğüm yok.
- I haven't a very good dictionary.
Yemek hakkında pek müşgülpesent değilim.
- I'm not very particular about food.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.
- Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Bir dachshund uzun gövdesi ve kısa bacakları olan bir Alman köpeğidir.
- A dachshund is a dog from Germany with a very long body and short legs.
Mac, benim arkadaşım. O, köpekleri çok sever.
- Mac is my friend. He likes dogs very much.
He left his last job for very this reason - İşinde tam bu yüzden ayrıldı.
O, tam çalma anında tespit edildi.
- He was detected in the very act of stealing.
Trafik çok yoğundu. Arabalar tampon tampona dizilmişti.
- The traffic was very heavy. The cars were lined up bumper to bumper.
Marcus had scratched a door; the very one I had just entered moments ago, with a pen that had run out of ink - Marcus birkaç dakika önce girmiş olduğum aynı kapıyı mürekkebi tükenmiş bir kalemle çizdi.
O sadece bir doktor değil, aynı zamanda çok ünlü bir roman yazarıdır.
- Not only was he a doctor, he was also a very famous novelist.
Avrupa'ya gitmek çok heyecan verici ama aynı zamanda korkutucu.
- Going to Europe is very exciting, but also scary.
Those were his very last words - Bunlar onun en son sözleriydi.
This is the very proof of God's grace - Bu Tanrı'nın lütfunun kati kanıtıdır.
Seri katillerin çoğu, çocukluklarında şiddete maruz kalmışlardır, ama çocukluklarında şiddete maruz kalan çok az insan, sonradan seri katil olmuştur.
- Most serial killers have experienced brutal childhoods, but very few people who experienced brutal childhoods later become serial killers.
Leyla ve Sami çok korkunç bir katil çiftiydi.
- Layla and Sami were a very gruesome couple of killers.
Mayısta bile burada hava çok soğuk olabilir.
- It can be very cold here even in May.
O, makyaj yapmadığı zaman bile, o çok güzeldir.
- Even when she's not wearing makeup, she's very beautiful.
O salt melodi bana gençliğimi hatırlattı.
- That very tune reminded me of my adolescence.
I was mighty glad that our entrance into the interior of Caprona had been inside a submarine rather than in any other form of vessel. I could readily understand how it might have been that Caprona had been invaded in the past by venturesome navigators without word of it ever reaching the outside world, for I can assure you that only by submarine could man pass up that great sluggish river, alive.
The boss's son always acts high and mighty.
The high and the mighty get what they want.
Tom is a very important person in our town.
- Tom is a mighty important figure in our town.
Don't give up on the project - mighty oaks from little acorns grow!.
The high and mighty are to be found at the Fairlawn Country Club on pleasant afternoons.
Ever since she was placed in the gifted program, she's become so high and mighty that no one wants to be near her.