Ölüm hiçbir şey. Bu yüzden yaşamla başla, daha az komik ve daha uzun sürer.
- Dying is nothing. So start with living, it's less funny and it lasts longer.
O biraz daha uzun kalmam için bana baskı yaptı.
- He pressed me to stay a little longer.
Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü ₣ idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.
- France's currency was the franc, and its symbol was ₣. While it is no longer used in France, francs are still in use in some former French colonies such as Guinea.
Artık onu istemiyorum.
- I no longer want that.
Artık onu istemiyorum.
- I no longer want that.
Artık onu sevmiyorum.
- I no longer love him.
Onlar uzun süredir burada yaşıyor.
- They have lived here for a long time.
Köpeğimin uzun bir kuyruğu var.
- My dog has a long tail.
O kışın bitmesini epeydir özledi.
- He longed for the winter to be over.
Bunu epeydir yapmak istiyordum.
- I've been wanting to do that for a long time.
Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.
- My grandfather's life was long and happy.
Bu günlerde, aslan payı genellikle en büyük pay anlamına gelmektedir; fakat çok geçmeden önce onun hepsi anlamına geliyordu.
- These days, the lion's share usually means the biggest share; but not so long ago, it meant all of it.
Uzun zamandır oraya gitmek istemektesin, değil mi?
- You have wanted to go there for a long time, haven't you?
Tom Mary'nin davranışını daha fazla görmemezlikten gelemeyeceğini söylüyor.
- Tom says he can't ignore Mary's behavior any longer.
O gürültüye daha fazla dayanamadım.
- I couldn't put up with that noise any longer.
Bu araştırma hızlı bir şekilde bitiremeyecek kadar çok uzun.
- This survey is too long to finish quickly.
Umarım otobüs çok geçmeden gelir.
- I hope the bus will come before long.
Tom uzun bir zaman için Fransızca konuşmayı öğrenmeyi deniyordu.
- Tom has been trying to learn to speak French for a long time.
Artık onu sevmiyorum.
- I do not love him any longer.
O artık öfkesini tutamadı.
- He couldn't hold his temper any longer.
Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.
- It's been a long time since I visited my grandmother.
Oksijensiz bütün hayvanlar uzun zaman önce gözden kaybolurdu.
- Without oxygen, all animals would have disappeared long ago.
Uzun zamandır istediğim budur.
- This is what I've long wanted.
Tom uzun zamandır bir mektup yazmadı.
- Tom hasn't written a letter in a long time.
Ben onu ne kadar uzunlukta ödünç alablirim?
- How long can I borrow it?
Köprü ne kadar uzunluktadır?
- How long is the bridge?
Yabancı aksan sendromu henüz açıklanamayan, hastanın anadilini daha fazla düzgün şekilde telaffuz edemeyip yabancı bir aksanla konuşmaya başlamasıyla vuku bulan tıbbi bir durumdur.
- Foreign accent syndrome is an as-yet unexplained medical condition where the patient can no longer pronounce his mother tongue correctly and seems to have a foreign accent.
Daha fazla bekleyemeyebilir.
- He may wait no longer.
This battery lasts longer - Bu pil daha uzun dayanır.
Yollarını kaybettiler, yoksa çoktan varmış olurlardı.
- They lost their way; otherwise, they would have arrived long ago.
Bunu çoktandır yapmak istiyorum.
- I've been wanting to do that for a long time.
NB:Çok uzun süre önce çizildi bu yüzden kalite kötüdür.
- NB: This was drawn a long time ago so the quality is low.
Uzun süre önce o filmi izledim.
- I have seen that film long ago.
Bu uzun vadeli olacak.
- This is going to be long.
Senin uzun vadeli planların nedir?
- What are your long term plans?
Tom uzun sessizliği bozdu.
- Tom broke the long silence.
Onlar birbirlerine özlemle baktılar.
- They stared longingly at each other.
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.
- We are all longing for peace in the world.
I stay too long: but here my father comes.
The Rabbit sighed. He thought it would be a long time before this magic called Real happened to him. He longed to become Real, to know what it felt like; and yet the idea of growing shabby and losing his eyes and whiskers was rather sad.
Every uptick made the longs cheer.
It's a long way from the Earth to the Moon.
He threw the ball long.
How long is it until the next bus arrives?.
The pyramids of Egypt have been around for a long time.
Byron wasn't aware he was staring as long as he was. His manager saw him and gathered all the girls behind the counter together and had them stare at Byron. Finally she said, Byron, take a picture; it will last longer. Byron was startled out of his daydream and the girls all laughed at him.
... And so falsehoods last longer. ...
... and providers that'll no longer accept Medicare patients. ...