Solcu komünizm, infantil bir bozukluktur.
- Left-wing communism is an infantile disorder.
O, kazada sol bacağından yaralandı.
- He was injured in his left leg in the accident.
Kalan biraz şarap var.
- There is little wine left.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
Kamyon sola doğru keskin bir dönüş yaptı.
- The truck made a sharp turn to the left.
Lütfen TV setini sola doğru taşı.
- Please move the TV set to the left.
Sola dönerseniz, restoranı sağ tarafınızda bulursunuz.
- Turning to the left, you will find the restaurant on your right.
Kule sola doğru hafifçe eğildi.
- The tower leaned slightly to the left.
Soldaki kişi resmin dengesini bozuyor.
- The person on the left ruins the balance of the picture.
Soldaki dolabı açın. O, şişelerin olduğu yerde.
- Open the cupboard on the left. That's where the bottles are.
Sol taraftaki kapılar açılacak.
- The doors on the left side will open.
Amerikan arabalarının direksiyon simitleri sol taraftadır.
- Steering wheels of American cars are on the left side.
Sol elinizi kaldırın.
- Raise your left hand.
O, sol eliyle yazı yazar.
- She writes with her left hand.
Soldan beşinci adamı öp.
- Kiss the fifth man from the left.
Senin odan soldan birinci.
- Your room is the first one on the left.
Tom artık yemeği ne yapacağını bilmiyordu.
- Tom didn't know what to do with the leftover food.
Dan yemek artıklarını yedi.
- Dan ate the leftovers.
Sadece yalnız kalmak istediklerini söylediler.
- They said they only wanted to be left alone.
O sadece yalnız kalmak istiyor.
- She just wants to be left alone.
The political left is not holding enough power.
There are only three cups of juice left.
We were not left go to the beach after school except on a weekend.
Turn left at the corner.
The car made a turn to the left.
- The car turned to the left.
The car turned to the left.
- The car made a turn to the left.