He did the crossword with ease.
- O çapraz bulmacayı kolaylıkla çözdü.
She solved the puzzle with ease.
- O, bilmeceyi kolaylıkla çözdü.
They did not break apart easily.
- Onlar kolaylıkla parçalamadı.
She managed to get what she desired easily.
- Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.
He did the crossword with ease.
- O çapraz bulmacayı kolaylıkla çözdü.
The ease with which he answered the question surprised us.
- Soruyu kolaylıkla yanıtlaması bizi şaşırttı.
The convenient thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry anywhere.
- Bu elektronik sözlüğün işe yarar şeylerinden biri herhangi bir yere kolaylıkla taşınabilmesidir.