Tom said he liked what she had made for dinner, but he was only being polite.
- Tom onun akşam yemeği için yaptığını beğendiğini söyledi fakat o sadece kibarlık yapıyordu.
It is polite of you to write me back at once.
- Senin bana hemen yanıt yazman kibarlık.
I like him not because he is kind but because he is honest.
- Onu kibar olduğu için değil ama onurlu olduğu için seviyorum.
Mary takes Bill's kindness for granted.
- Mary Bill'in kibarlığını doğal karşılıyor.
Be courteous and respectful.
- Kibar ve saygılı olun.
It is not polite to interrupt someone while he is talking.
- Konuşurken birinin sözünü kesmek kibarlık değildir.
You must be polite to your elders.
- Yaşlılarınıza karşı kibar olmalısınız.
Tom is a very gentle person.
- Tom çok kibar bir insandır.
Basset hounds are gentle dogs.
- Basset tazıları kibar köpeklerdir.
The Browns are an elegant and happy family.
- Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.
I don't remember Tom being so nice.
- Tom'un çok kibar olduğunu hatırlamıyorum.
He met a nice young man.
- O, kibar genç bir adamla tanıştı.
I will write him a civil answer.
- Ona kibar bir cevap yazacağım.
Tom is one of the most decent men I know.
- Tom tanıdığım en kibar erkeklerden biri.
He is a very gallant gentleman.
- O çok kibar bir beyefendidir.