I have a rough idea where it is.
- Onun nerede olduğuyla ilgili kabaca bir fikrim var.
It was out of the ordinary for Chris to behave so roughly.
- Chris'in kabaca davranması sıradışı idi.
Tom is roughly the same age as I am.
- Tom kabaca benimle aynı yaşta.
You can speak roughly forty different languages.
- Kırk farklı dili kabaca konuşabilirsin.
Dan rudely insulted a police officer.
- Dan kabaca polis memuruna hakaret etti.