The secretary answered me shortly.
- Sekreter beni kısaca cevapladı.
Describe yourself shortly in Chinese.
- Çince kısaca kendinizden bahsedin.
Can you explain it briefly?
- Onu kısaca açıklayabilir misin?
She told me briefly what happened.
- O bana kısaca ne olduğunu anlattı.
The meeting, in short, was a waste of time.
- Kısacası toplantı vakit kaybıydı.
In short, I don't want you to work for that company.
- Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum.
Margaret is called Meg for short.
- Margaret'e kısaca Meg denir.
My name is Robert, so they call me Bob for short.
- Benim adım Robert, bu nedenle bana kısaca Bob derler.
In brief, you should have accepted the responsibility.
- Kısacası, sorumluluğu kabul etmeliydin.
She glanced briefly at the newspaper.
- Gazeteye kısaca göz attı.
In short, I disagree.
- Kısacası, ben katılmıyorum.
Describe yourself shortly in Chinese.
- Çince kısaca kendinizden bahsedin.
It was a long letter, but in brief, he said, No.
- Uzun bir mektuptu, ama kısaca Hayır. dedi.
In brief, he was wrong.
- Kısacası, o yanılıyordu.