Mary en fazla iki çocuk doğurmayı amaçlamaktadır.
- Mary intends not to give birth to more than two children.
Mary en fazla iki çocuk doğurmayı istemektedir.
- Mary intends not to give birth to more than two children.
Gitmeye niyet ettim fakat unuttum.
- I intended to go, but forgot to.
Onunla gitmeye niyet ettim.
- I intended to go with him.
Bu ürün özel kullanım için tasarlanmıştır.
- This product is intended for private use only.
Çocuklar için tasarlanmış kitap yetişkinleri eğlendiriyor.
- Intended for children, the book entertains grown-ups.
Bu ders kitabı yabancı öğrencilere yöneliktir.
- This textbook is intended for foreign students.
Genç insanlara yönelik kitaplar iyi satacaktır.
- Books intended for young people will sell well.
Onun istenilenden çok farklı bir etkisi vardı.
- It had an effect very different from the one intended.
İşler planlandığı gibi gitmedi.
- Things did not go as intended.
Onun ne yapmayı planladığı hakkında hiçbir fikrim yoktu.
- I had no idea of what she intended to do.
Onun ne yapmaya niyetli olduğunu biliyorum.
- I know what he's intending to do.
Dotage, fatuity, or folly is for the most part intended or remitted in particular men, and thereupon some are wiser than others .
... making art that you don't intend to have copied by people who like it, you're not making contemporary ...
... intend to hire more people this year ...