Onlara haber vermedim.
- I didn't inform them.
Polis kazadan bizi haberdar etti.
- The police informed us of the accident.
Facebook'a üye olursanız, bilgileriniz istihbarat örgütlerine gönderilecektir.
- If you sign up to Facebook, your information will be sent to intelligence agencies.
Bununla ilgili öğretmenini bilgilendirdin mi?
- Did you inform your teacher of this?