O, parkın civarında bir yerde yaşıyor.
- He lives somewhere around the park.
O, burada bir yerde yaşıyor.
- He lives somewhere about here.
Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.
- I remember seeing you all somewhere.
O, burada bir yerde yaşıyor.
- He lives somewhere about here.
Mary'nin saçının her buklesi yerindeydi.
- Every lock of Mary's hair was in place.
Zaten her şey yerinde.
- Everything is in place already.
Herhangi bir yerde Tom'un adresine sahibim.
- I have Tom's address somewhere.
Bir yere gideceğimizi düşünmüştüm.
- I thought we were going to go somewhere.
Bir yere gidiyor musun?
- Are you going somewhere?
Bir yere gideceğimizi düşünmüştüm.
- I thought we were going to go somewhere.
O, burada bir yerde yaşıyor.
- He lives somewhere about here.
They ran in place with full packs for an hour.
The girders were carefully set in place.
New procedures were put in place.