Tom iyi bir iş bulamıyor gibi görünüyor.
- Tom can't seem to find a decent job.
Tom geçen hafta girdiği sınavda iyi bir not aldı.
- Tom got a decent grade on the test he took last week.
Kabul edilebilirler ve edilemezler arasında ince bir çizgi vardır.
- There's a fine line between what's acceptable and what's not.
Onun teklifi kabul edilebilir değildi.
- He proposal was not acceptable.
Tom looked around the room, making sure that everything was alright.
- Tom sah sich im Zimmer um und vergewisserte sich, ob alles in Ordnung sei.
Alright! Listen up and listen well!
- In Ordnung! Hört gut zu!