hissederek

listen to the pronunciation of hissederek
Турецкий язык - Английский Язык
feeling

I awoke this morning feeling very ill. - Bu sabah kendimi çok hasta hissederek uyandım.

Feeling the house shake, I ran out into the street. - Evin sallandığını hissederek caddeye doğru koştum.

sensing
sentient
hisset
{f} felt

I felt an uncomfortable tightness in my chest. - Göğsümde tatsız bir daralma hissettim.

Words cannot describe the horror I felt. - Kelimeler hissettiğim korkuyu anlatamaz.

hisset
{f} feeling

I was not feeling very hungry. - Çok aç hissetmiyordum.

Tom wasn't feeling particularly talkative. - Tom özellikle konuşkan hissetmiyordu.

hisset
{f} sensing

Sensing danger, he ran away. - Tehlikeyi hissetti, kaçtı.

hisset
{f} feel

I find it necessary to be able to say what I feel. - Ne hissettiğimi söyleyebilmeyi gerekli buluyorum.

We love our mother almost without knowing it, without feeling it, as it is as natural as to live. - Biz neredeyse bilmeden, hissetmeden annemiz severiz, çünkü o yaşamak kadar doğaldır.

Турецкий язык - Турецкий язык

Определение hissederek в Турецкий язык Турецкий язык словарь

HİSSET
(Osmanlı Dönemi) Cimrilik. Bahillik. Tamahkârlık
HİSSET
(Osmanlı Dönemi) Alçaklık
hisset
Cimrilik, pintilik
hisset
Cimri