A lot of people want peace all over the world.
- Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
We travelled all over the country.
- Biz ülkenin her yerinde seyahat ettik.
A function that is differentiable everywhere is continuous.
- Ayırdedilebilir bir işlev her yerde süreklidir.
These are on sale everywhere.
- Bunlar her yerde satılıyor.
His daughter is eager to go with him anywhere.
- Kızı onunla her yere gitmeye hevesli.
You may go anywhere you like.
- İstediğiniz her yere gidebilirsiniz.
He had bruises all over after the fight.
- Uçuştan sonra her yerde morlukları vardı.
The branch offices of the bank are located all over Japan.
- Bankanın şubeleri Japonya'nın her yerinde bulunmaktadır.
There were flowers all around.
- Her yerde çiçekler vardı.
He left his books all around the house.
- O, kitaplarını evin her yerine bıraktı.