We've got to keep moving.
- Hareket etmeye devam etmek zorundayız.
The driver was shouting because the car in front of him wasn't moving.
- Sürücü, önündeki araç hareket etmediği için bağırıyordu.
They would have to move fast.
- Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.
You'll have to get a move on if you want to catch the train.
- Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.
If you really have grounds for acting the way you did, then please tell me.
- Yaptığınız şekilde hareket etmek için gerçekten sebebiniz varsa, o halde lütfen bana söyleyin.
I had to act at once.
- Hemen hareket etmek zorunda kaldım.
We have to move very quickly.
- Çok hızlı şekilde hareket etmek zorundayız.
They would have to move fast.
- Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.
George felt the train begin to move.
- George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.
You'll have to get a move on if you want to catch the train.
- Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.
The train is about to leave.
- Tren hareket etmek üzere.
We had to leave for America on short notice.
- Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.
If we are to be there at six, we will have to start now.
- Biz altıda orada olacaksak, şimdi hareket etmek zorundayız.
The train was just on the point of starting when I got to the station.
- İstasyona vardığımda tren tam hareket etmek üzereydi.
You should have acted on her advice.
- Onun tavsiyesi üzerine hareket etmeliydin.
All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood.
- Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.
Tom had no desire to move to Boston.
- Tom Boston'a hareket etmek için hiç isteğe sahip değildi.
Impulsiveness is the devil.
- Düşünmeden hareket etmek şeytandır.