gelişmeler

listen to the pronunciation of gelişmeler
Турецкий язык - Английский Язык
developments, events, happenings
developments

Hanson is wrong when he states international economic developments led to great migrations of labour in the seventeenth century. - Hanson, uluslararası ekonomik gelişmelerin 17. yüzyılda büyük emek göçlerine yol açtığını söylediğinde hatalıdır.

Recent developments caused them to change their travel plans. - Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.

advancements
gelişme
development

Recent developments caused them to change their travel plans. - Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.

Commerce led to the development of cities. - Ticaret şehirlerin gelişmesine neden oldu.

geliş
coming

We could all see it coming, couldn't we? - Hepimiz onun gelişini gördük, değil mi?

We are all looking forward to your coming. - Gelişinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

geliş
arrival

She informed him of her arrival. - O, gelişi hakkında onu bilgilendirdi.

Possibly, the accident will delay his arrival. - Kaza onun gelişini muhtemelen geciktirecek.

gelişme
progress

He made remarkable progress in English. - İngilizcede kayda değer bir gelişme yaptı.

He has made rapid progress in English. - O, İngilizcede hızlı bir gelişme yaptı.

gelişme
{i} advance

The recent advances in medicine are remarkable. - Tıptaki son gelişmeler dikkat çekicidir.

But undoubtedly there were no scientific advances then. - Ama kuşkusuz o zaman hiçbir bilimsel gelişme yoktu.

gelişme
headway
gelişme
advance, improvement, progress, progression, development
gelişme
improvement

Improvements in technology helped them succeed. - Teknolojideki gelişmeler onların başarmasına yardım etti.

My speaking and listening in Turkish needs improvement. - Türkçe konuşma ve dinlememin gelişmesi gerek.

geliş
arrivals
gelişme
growing
gelişme
betterment
geliş
incidence
gelişme
advancement
gelişme
evolvement
gelişme
recovery
gelişme
(Ticaret) economic progress
güncel gelişmeler
(Politika, Siyaset) current affairs
politik gelişmeler
(Politika, Siyaset) political developments
geliş
{f} brew
geliş
{f} growing

Trade between the two countries has been steadily growing. - İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

geliş
{f} prospering
geliş
build up

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

geliş
{f} flourish

Legends of vampires flourish in the Balkans. - Vampir efsaneleri Balkanlar'da gelişir.

The fine arts flourished in Italy in the 15th century. - Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.

geliş
grew
geliş
advent

The story revolves around a mysterious adventure. - Hikaye gizemli bir macera etrafında gelişiyor.

The advent of the euro is the beacon for the new millennium. - Euronun gelişi yeni binyılın işaretidir.

geliş
prosper
geliş
arrest
gelişme
progression
gelişme
buildup
gelişme
sprawl
gelişme
growth

Change can sometimes be difficult, but it can also open up new opportunities and be a means of personal growth and development. - Değişim bazen zor olabilir, ancak yeni fırsatlar yaratabilir ve kişisel büyüme ve gelişme aracı olabilir.

gelişme
evolution
geliş
build#up
geliş
comings
gelişme
strides
gelişme
accretion
gelişme
(Ticaret) prosperity
geliş
coming, advent, arrival
geliş
med. presentation (at birth)
geliş
coming, arriving, arrival; advent
geliş
incoming
geliş
forthcoming
gelişme
developing, development, growing up, growth; growing healthy; maturing
gelişme
budding
gelişme
development, making progress, improvement
gelişme
pickup
gelişme
amelioration
gelişme
(Hukuk) development, improvement
gelişme
expansion
gelişme
lit. development (of plot, theme, argument, thesis, etc.)
gelişme
flourish

Our work began to flourish. - İşlerimiz gelişmeye başladı.

gelişme
formative
gelişme
inflorescence
gelişme
aggrandizement
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение gelişmeler в Турецкий язык Турецкий язык словарь

geliş
Gelme işi veya biçimi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsatî
geliş
Gelme işi veya biçimi
gelişme
Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül: "Şiir, uygarlıkların doğuşunda, gelişmesinde ilk işaret oluyor."- N. Cumalı
gelişme
Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm
gelişme
Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül
gelişme
Olan biten