I've got to take my library books back before January 25th.
- 25 Ocaktan önce kütüphane kitaplarımı geri götürmek zorundayım.
On Monday I have to take back the books to the library.
- Pazartesi günü kitapları kütüphaneye geri götürmek zorundayım.
I had to carry Tom to bed.
- Tom'u yatağa götürmek zorunda kaldım.
I had to carry Tom upstairs.
- Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.
I'll have to take Tom with me.
- Tom'u benimle götürmek zorunda kalacağım.
I have to take Tom home now.
- Şimdi Tom'u eve götürmek zorundayım.
You have to drive us home.
- Bizi eve götürmek zorundasın.
I'd be more than happy to drive you home.
- Seni eve götürmekten mutlu olurum.
I want to get you someplace where I know you'll be safe.
- Seni güvende olacağın bir yere götürmek istiyorum.
We've got to get her to bed.
- Onu yatağa götürmek zorundayız.
He wined me and dined me and then wanted to take me to bed!
- O bana şarap içirip yemek verdi ve sonra yatağıma götürmek istedi!
See if you can find an usher to take this gentleman to his seat.
- Bu beyefendiyi koltuğuna götürmek için bir teşrifatçı bulabilip bulamayacağına bak.
This bus will take you to the museum.
- Bu otobüs sizi müzeye götürecek.
Tomorrow, I'll take the books to the library.
- Yarın kitapları kütüphaneye götüreceğim.
You can't take away these books.
- Bu kitapları götüremezsiniz.
Mom said if I misbehave, she'll take away the computer for a week.
- Annem, yanlış davranırsam bir hafta boyunca bilgisayarı götüreceğini söyledi.